Endişeliyiz

1. DSC_3369

KAYIPLARIN ARTMASINDAN ENDİŞELİYİZ

Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu 6 bin zeytin ağacının kesildiği Soma’nın Yırca Köyü’nde incelemelerde bulundu. Bölgede çevreciler ve köylülerle görüşen Dernek Başkanı Abidin Tatlı,“Zeytin ağacı kayıplarının artmasından endişeliyiz. Sektörümüz bu tür uygulamaları tolare edebilecek bir sektör değil” diye konuştu.
Zeytindostu Derneği Başkanı Abidin Tatlı, beraberinde Yönetim Kurulu Üyeleri Mücahit Kıvrak, İbrahim Tuna, İsmail Kantarcıoğlu, Hüseyin Bozkurt ve bir önceki başkan Mustafa Alhat ile birlikte Soma’nın Yırca Köyü’nde 6 bin zeytin ağacının kesildiği alanda incelemelerde bulundu. Burada Köy Muhtarı Mustafa Akın, köylüler ve çevreciler ile görüşen Tatlı, ülke kamuoyunu sarsan olaydan duydukları üzüntüyü dile getirdi. Zeytincilik sektörüne yönelik endişe verici girişimlerin son dönemde arttığına dikkat çeken Tatlı, zeytincilik sektörünün benzer girişimleri kaldıramayacağını vurguladı.

ANA UNSUR
Zeytinciliğin ana unsuru zeytin ağaçlarının katledilmesini hiçbir şekilde kabul etmiyoruz” diyen Tatlı şunları söyledi;
Temelde burada bölgenin yer altıkaynakları önem arz ediyor. Buna bağlı ülkenin ihtiyaçları karşılanması için Bakanlıkların çalışmaları var. Ama biz zeytin ve zeytinyağı sektörü olarak, sektörümüzün ana unsuru olan ağaçlarımızı korumak adına buradayız. Biz bu tür kayıplara tahammül edecek bir sektör değiliz. Bunların mutlaka uzlaşı ile bir planlama çerçevesinde masa başında oturularak yapılabilmeli. Sektörümüzün ana unsuru zeytin ağaçlarımızı hiçbir suretle katledilmesini biz uygun bulmuyoruz. Zeytin ağacı şansız birşekilde turizmle imara kömürle termik santrale boyun eğmektedir. Santrali yapmak isteyenler enerjide dar boğaza girilmemesi için santral yaptıklarınıiddia etmektedirler. Ülkemizi enerji dar boğazına sokmamak adına zeytin ağaçları kesileceğine, insanlar Soma’da, Ermenek’te, Zonguldak’ta madenlerde öleceklerine enerji tasarrufu kampanyaları yapılmalıdır. Bugün yeni ölümler olmasın diye madenlere gidenler, bugün yeni ağaçlar kesilmesin diye Soma’ya gelenler bu tasarruf hareketlerine gönülden destek vereceklerdir. İnsanların enerjilerini doğru kanalize etmeliyiz.’’

“KAYIPLARIN ARTMASINDAN ENDİŞELİYİZ”
Zeytin ağacının büyüyüp gelişmesinin 6 ile 10 yılı bulduğunu kaydeden Başkan Tatlı, sözlerini şöyle noktaladı:
Zeytin ağaçları tabi diğer meyvelerde olduğu gibi 5 ila 10 yıl ürün vermiyor. Zeytin ağaçlarına ölümsüz ağaç denmesinin sebebi 100 yıl meyve verip bin yıl yaşıyor olabilmesinden kaynaklanıyor. Binlerce yıl yaşıyor. Bizim gibi ortalama 15 nesli gören bir ağaç. Burada 30 ila 50 yaş aralığında ağaçlar mevcut. Çok eski olmamakla birlikte Türkiye’nin aktif ortalamasına tekabül araçlar var burada. Buraya fidan dikildi, fakat bunların ikame olması için 10 yıldan fazla süre geçmesi gerekiyor. Burası kamulaşmış bir alan o ağaçların da orada çok fazla yaşayabileceğini pek varsaymıyorum. Bölge halkı olarak bizler de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Tabi bunlar büyük kayıplar. Bu kayıpların artmasından endişe ediyoruz.

Soma 6

Uçakla ilaçlama organik zeytinciliği tehdit ediyor

Zeytindostu Derneği Başkanı Abidin Tatlı son haftalarda kamuoyunda tartışmaya neden olan uçakla zeytin sineği ilaçlamasının, kaş yapayım derken göz çıkarmak olduğunu söyledi.  Tatlı benzer tartışmanın Avrupa’da da yaşandığını vurgulayarak, organik zeytin üretimi açısından uçakla ilaçlamanın tehlikesine dikkat çekti.

 

Zeytinde hasat sezonunun gelmesiyle birlikte her yıl yaşanan, ‘uçakla zeytin sineği ilaçlaması yapılsın mı, yapılmasın mı’ tartışması bu yıl da alevlendi. Özellikle Kuzey Ege’de bazı belediyelerin uçakla ilaçlamaya gitmesi başta çevreciler, organik üreticileri ve turistler olmak üzere kamuoyunun tepkisini çekti. Zeytin sineğinin ürünlerine büyük ölçüde zarar verdiğini vurgulayan bazı zeytin üreticileri ise uçakla ilaçlamanın gerekliliği üzerinde durunca tartışma büyüdü.

Konu ile ilgili bir açıklama yapan Zeytindostu Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Abidin Tatlı, uçakla ilaçlamanın asla kesin çözüm olmadığının altını çizerek, bunun kaş yapayım derken göz çıkarmak olduğunu söyledi.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın 2012 yılında ekosisteme zararlı olduğu ve su kaynaklarını kirlettiği gerekçesiyle uçakla ilaçlamayı istisnalar dışında yasakladığını hatırlatan Tatlı, ancak zararlı popülasyonunun yüksek seyretmesi nedeniyle bu yıl ilaçlamaya yeniden izin çıktığını belirtti.

ORGANİK İLAÇLAMA YA DA KISIRLAŞTIRMA TERCİH EDİLMELİ

Uçakla ilaçlamaya gidilen bazı bölgelerde organik üretim ve turizm faaliyetlerinin bulunduğunu dile getiren Abidin Tatlı, uygulamanın riskli olduğunu vurguladı. Zeytin sineğiyle mücadelede organik ilaçlamanın sorunu çözeceğini savunan Tatlı şunları söyledi;

Biliyoruz ki zeytin sineği ile mücadelede toplu mücadele önemlidir. Zeytin sineğinin erkeklerinin kısırlaştırılması (eradikasyonu)  ve zeytin sineği ile mücadelede zehir içermeyen ve zeytin sineğini besin kokusu salgılayarak cezbeden ve öldüren tuzaklar geliştirilmiştir. Amonyum bileşiklerinden oluşan bu cezp edici madde sayesinde tuzaklar 3 ay süreyle zeytin sineklerini kendisine çekmekte ve öldürmektedir. Gelecek yıl öncesinde ya organik toplu uçakla ilaçlamaya geçilmesi ya da zeytin sineği kısırlaştırma projesinin devreye sokulması için mücadele başlatmamız gerekmektedir.’’

AVRUPALI ZEYTİNCİDE DE AYNI DERT

Ülkemizde her yıl yaşanan ve çevrecilerle bazı uygulayıcı mercileri karşı karşıya getiren tartışmaların benzerinin Avrupa’da da yaşandığını vurgulayan Tatlı, Avrupalı zeytin üreticisi ülkelerdeki durumu şöyle aktardı;

Dünyada; zeytin üreticisi ülkelerden İspanya istisnalarla izin vermekte, Fransa pestisitlerin havadan ilaçlama yasakladı. Buna göre özellikle İspanya ve Yunanistan’da uygulama devam etmektedir. Ancak AB üyesi bazı ülkelerde bu uygulamanın devam ettiği belirtilmektedir. Monokültür zeytincilik yapan İspanyanın Endülüs bölgesindeki organik zeytinciler de buna karşı çıkmaktadırlar. AB Organik grubu da hem organik üretim için teşviklerin olduğunu hem de uçakla mücadeleye izin verildiğini vurgulamaktadır. Organik üretim yapanların sofralık zeytin veya zeytinyağında kalıntı sorunu ortaya çıkması durumunda yeniden organik üretime geçebilmesi için 3 yıla ihtiyacı olduğunun da unutulmaması gerekir.

EZZİB’e anlamlı ziyaret

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu, Eylül ayı Yönetim Kurulu toplantısı öncesinde Ege İhracatçı Birlikleri hizmet binasında EBSO Yağ Sanayi Meslek Komitesi üyelerince ziyaret edildi.

11 Nisan 2014 tarihiyle göreve başlayan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu zeytin ve zeytinyağı sektöründe işbirliğini geliştirmek için Yönetim Kurulu toplantılarını zeytin ve zeytinyağı üretim bölgelerinde yapma kararı almış ve bu çerçevede toplantılarını sırasıyla Ayvalık, Aydın, Akhisar’da gerçekleştirmişti. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB), Eylül ayı Yönetim Kurulu Toplantısı öncesinde Ege İhracatçı Birlikleri hizmet binasında Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO)Yağ Sanayi Meslek Komitesi üyelerince ziyaret edildi.

Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Gürkan Renklidağ, düzenlenen toplantıda “Sektörümüzün tüm bileşenlerinin bir arada olmasını çok önemsiyoruz, ancak üretici, tüccar ve ihracatçının beraber hareket etmesiyle tüm sektörün sorunlarını çözebileceğimize inanıyoruz” dedi.

EBSO Yağ Sanayi Meslek Komitesi üyesi ve TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin; “2004 yılından beri EZZİB ile TARİŞ bir araya gelemedi. Aradaki kurumsal saygı devam etmeli, geçen dönemlerde yaşanan sıkıntılar bu yönetim ile sona erdi. Birliğinizin projelerine destek vereceğiz, ancak üretici ve ihracatçı bir arada hareket ederse sektörel gelişim sağlanır ve ortaya başarılı çalışmalar çıkar” şeklinde konuştu.

Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi (ZZTK)’nin, kamu spotlarıyla tüm Türkiye’de zeytin ve zeytinyağı tüketimini artırmaya çalışacaklarını ifade eden EZZİB Başkanı Renklidağ, ZZTK Başkanı Mehmet Kadri Gündeş’in bu konu ile birebir ilgilendiğini ve profesyonel yaklaşımla kamu spotlarıyla tüm tanıtım faaliyetlerinin sivil toplum kuruluşlarının da desteğini alarak başarıya ulaşacağına inandıklarını belirtti. TARİŞ Zeytin ve Zeytinyağı Birliği Başkanı Cahit Çetin de, gereken desteği tanıtım grubuna vermek istediklerini, stratejik bir planla çalışmalar yürütülürse kamuoyu bilincinin uyandırılabileceğini ifade etti.

 

Marmarabirlik, organik zeytin üretecek

Marmarabirlik Başkanı Hidamet Asa coğrafi bakımdan organik tarıma uygun olan Marmara Adası’nda alt yapı desteğinin sağlanması halinde organik zeytin ve zeytinyağı üretimi yapabileceklerini söyledi. Asa ”Sektörde büyük eksikliği hissedilen organik zeytin pazarına girmemiz halinde , bu pazardaki açığı kapatıp, üretici ortaklarımıza katma değer sağlayacağımız gibi hem Birliğimizin marka gücünü arttırarak, hem de sektördeki haksız rekabetin önüne geçerek tüketici memnuniyetini sağlarız” diye konuştu.

MARMARA ADASI KAYMAKAMI VE BELEDİYE BAŞKANI ZİYARET ETTİ

Marmara Adası  Kaymakamı Yakup Güven, Belediye Başkanı Süleyman Aksoy Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Hidamet Asa’yı Başköy  Entegre Tesisleri’ndeki birlik merkezinde  ziyaret etti. Ziyarete Marmara Adası Kooperatif Başkanı Hasan Organ ile yönetim kurulu üyeleri de katıldı.

Marmara Adası İlçe Kaymakamı Yakup Güven ile İlçe Belediye Başkanı Süleyman  Aksoy ziyaret amaçlarının  üreticilere Marmara Adası’nda organik tarım yapılmasını teşvik olduğunu söyleyerek Marmarabirlik Başkanı Hidamet Asa’ya  Marmarabirlik’in  bölgedeki kooperatif ortakları aracılığıyla  organik zeytin yetiştiriciliği konusunda  ortak bir proje yürütülmesi teklifinde  bulundular.

İlçe Belediye Başkanı Süleyman Aksoy,organik zeytin ve zeytinyağı üretimi için Marmara Adası’nın  en elverişli bölge olduğunu ve kooperatif ortaklarının sıcak bakması halinde her türlü yerel  yönetim bazında destek sağlayacaklarını söylediler.

BAŞKAN ASA : “KONUYLA İLGİLENİYORUZ”

Birlik Başkanı Hidamet Asa da dünyada artık organik üretim ile pazarının katma değer sağlayan önemli bir sektör haline geldiğini ve pazar payını sürekli arttırdığını belirterek, konuyla yakından ilgilendiklerini söyledi.

Başkan Asa konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:                               

“ Marmara Adası’nın coğrafi olarak organik tarıma elverişli olduğunu siliyoruz.Organik tarım ya da Ekolojik tarım  toprak verimliliğini, çevrenin korunmasını ve gıda güvenliğini esas alan,üretimden tüketime kadar her aşamasının kontrole bağlı olduğu sertifikalı bir üretim  sistemidir.Dolayısıyla  salt doğal ve ilaçsız üretimin adı  Ekolojik üretim değildir. Maalesef  tarım sektöründe merdiven altı üretim mevcut. Biz üretici ortaklarımızın ürününün her safhasını kontrol ettiğimiz gibi zeytini de doğal fermantasyon yöntemiyle işlememize rağmen  organik zeytin üretimi yapılmasını ve tüketiciye  sunulmasını da önemsiyoruz”.

  Organik tarımda organik zeytin üretimine sıcak baktıklarını söyleyen Başkan Asa, gerekli alt yapı oluşturulması durumunda “Marmara Adası’nda  üretime geçebiliriz” dedi.  Başkan Asa ”Marmara Adası’nda yaklaşık bin 500 ton sofralık zeytin üretimi söz konusu. Sertifikasyon ve diğer alt yapının oluşturulması ve üreticimize gerekli desteğin verilmesi halinde organik zeytin ve zeytinyağı üretimine geçebiliriz. Bizim bu sektöre girmemiz halinde hem üreticimize katma değer sağlamış oluruz, hem sektöre öncülük eder, sağlıklı rekabet ortamı geliştiririz, hem  Birliğimizin marka gücünü  arttırırız, hem  çevre ve gıda güvenliği konusunda müşteri memnuniyeti kazanırız, hem de ülke ekonomisine ciddi anlamda katkı sağlarız” diye konuştu.

Açıkta zeytin sağlığa zararlı

Zeytin ve zeytinyağında yeni bir sezon başlarken Zeytindostu Derneği ve Fora Zeytin, vatandaşları açıkta, kontrolsüz olarak satılan zeytinlere karşı uyardı. Her iki kurumdan yapılan ortak açıklamada iç piyasadaki zeytin satışlarının yüzde 80’inin dökme olarak açıkta gerçekleştiği vurgulanırken, gıda denetimlerinin yetersizliğine ve merdivenaltı üretimde kullanılan sağlığa zararlı kimyasallara da dikkat çekildi.  

 Zeytindostu Derneği Başkanı Abidin Tatlı ve Fora Zeytin Genel Müdürü Nail Öztaş yaptıkları ortak açıklamada vatandaşları açıkta kontrolsüz olarak satılan zeytinler yerine ambajlı ve üzerinde ‘künyesi’ bulunan zeytinleri satın almaları konusunda uyardılar. İç piyasada yüzde 80 oranında dökme olarak açıkta zeytin satışı yapıldığının vurgulandığı açıklamada, merdivenaltı üretimde zeytini fermante etmek adına insan sağlığına zararlı bazı uygulamalara da işaret edildi.

“8 AYDA YENİLEBİLİR OLUR”

Hasadı gerçekleştirilen zeytinlerin tüketilebilir hale gelmesi için yaklaşık sekiz aylık bir süreye ihtiyaç olduğuna değinen Tatlı ve Öztaş açıklamalarında şu ifadeleri kullandılar;

Açıkta pazarlarda, yol kenarlarında satılan zeytinin hem insan sağlığına zararı vardır hem de ‘ceplere’… Hem kaliteli diye kötü ürün almakta, hem de fazla bedel ödemek zorunda kalmaktayız. Sofralık zeytinin iç piyasa satışlarının yaklaşık yüzde 80’i 350.000 ton dökme olarak açıkta satılıyor.  Ambalajlı satılan zeytin yaklaşık yüzde 20 oranında ve 50.000 ton civarında… Dökme olarak açıkta satılan zeytinlerin büyük bölümü de merdiven altı olarak tabir edilen sağlıksız, hijyenik olmayan ortamlarda üretilmektedir. Zeytin, dalından toplandığı haliyle yenilemeyen bir meyvedir, zeytin etindeki acı maddenin çıkarılması gerekir. Buna teknik olarak tatlandırma veya fermantasyon denilmektedir. Siyah zeytinin tatlandırma süreci doğal yöntemlerle sadece su ve tuz veya sadece tuz ile yapılmaktadır. Bu doğal süreç yaklaşık 8 ay sürmektedir. Hasat zamanı olan Kasım, Aralık ayında toplanan zeytinlerin yenilebilir hale gelmesi Temmuz, Ağustos aylarına denk gelir. Ancak bazı imalatçılar bu kadar uzun süre beklemeden zeytini bir an önce satmak için maalesef insan sağlığına aykırı yöntem ve maddeler kullanmaktadırlar. Açıkta dökme olarak satılan zeytinlerde üretici firma, zeytin çeşidi, kalibre, üretim metodu, kullanılan kimyasallar, son kullanma tarihi, saklama koşulları gibi pek çok önemli ve gerekli bilgi bulunmamakta, tüketiciler ne aldığını bilememektedir. Bu nedenle tüketicilerin bütün bu bilgileri bulabilecekleri ambalajlı zeytin almaları kendi menfaatlerinedir.

 DENETİMLER YETERSİZ

Gıda denetimleri konusunda resmi kurumların yetersiz kaldığının dile getirildiği açıklamada yaptırımların caydırıcılıktan uzak ve yetersiz kalmasının da üzerinde duruldu. Bu tip kontrolsüz satışlarla bir haksız rekabet ortamının da oluştuğunun belirtildiği açıklamada şöyle denildi:

Açıkta pazarlarda, yol kenarlarında satılan zeytin hem insan sağlığına zararı vardır. Hem de devletin vergi ve SSK gelirleri açısından gelir kaybına neden olmaktadır. Zeytin Sektörümüz; sektörel olarak büyük yatırımlar yaparak giren, sektörü ayakta tutmaya çalışan, sağlıklı, hijyenik ve kaliteli üretim yapan, vergisini, SSK primlerini ödeyen bizim gibi özel sektör zarar ettiği için uzun süre ayakta kalamamaktadır. Tüketicilerin herhangi bir şekilde kuşku duydukları her gıda ürününü: internet, Alo 174 veya yazılı olarak İl ve İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüklerine şikâyet etmeleri en doğru yoldur.”